Ders 2: Eğitim yoksulluğu

Eğitim yoksulluğu kavramı literatürde ilk olarak 1990’larda ortaya çıktı ve o zamandan beri sivil toplum kuruluşları (özellikle Save the Children) ve hükümetler tarafından çocuklar ve ergenlere yönelik politikaların şekillendirilmesinde ele alındı.

Bir çocuk, öğrenme, eğitme, beceri ve yeterliliklerini geliştirme ve özlemlerini ve yeteneklerini geliştirme hakkından mahrum bırakıldığında veya riske atıldığında, eğitim yoksulluğuna maruz kalır. Dolayısıyla, sadece okuma hakkının engellenmesi değil, özünde kültürel zevkten oyun hakkına ve spor faaliyetlerine kadar eğitim fırsatlarının eksikliği çocuğun büyümesini olumsuz etkileyen fırsatlardan yoksunluktur. Genel olarak, ailevi zorluklar, istihdam güvensizliği ve maddi yoksunluk ile karakterize edilen, dezavantajlı sosyal ortamlarda yaşayan çocuklar ve ergenlerle ilgilidir.

Bu karmaşık bir fenomen olduğu için sentetik bir ölçüm yapmak kolay değil. Aslında, eğitim yoksulluğu birbiriyle ilişkili tutulması gereken çeşitli boyutları (kültürel fırsatlar, okullaşma, sosyal ilişkiler, eğitim faaliyetleri) ilgilendirmektedir.

Kaynak: https://www.difesapopolo.it/Fatti/La-poverta-educativa-ai-tempi-del-Coronavirus-Save-the-Children-bambini-e-adolescenti-intrappolati-nella-crisi-economica

Eğitim yoksulluğu insidansını ölçmeye başlamak için yararlı bir yaklaşım, mutlak yoksulluk düzeylerini, yoksulluk veya dışlanma riski altındaki insanların yüzdesinin yanı sıra, az çok geniş bir alana atıfta bulunarak ölçmektir.

Bu veriler, eğitim yoksulluğu vakasının net bir “anlık görüntüsünü” sağlamaz. Ancak, eğitimsel yoksulluğun, diğer faktörlerin yanı sıra, maddi yoksunluk ve sosyal dışlanma durumuna bağlı olan çok boyutlu bir olgu olduğunu ve kendisinin de dışlanma ve yoksulluğun bir nedeni olduğunu bilerek, bir bağlam oluşturmamıza yardımcı olabilirler.

PISA 2018’e katılan ülkelerden ve ekonomilerden gelen performans sonuçlarına göre, bir çocuğun gelecekteki okul başarısının ve çoğu durumda iyi ücretli ve yüksek statülü mesleklere erişiminin en güvenilir göstergesi ailesidir. Düşük gelirli ve düşük eğitimli ailelerin çocukları genellikle öğrenmenin önünde birçok engelle karşılaşır. Hanehalkının daha az zenginliği, genellikle evdeki kitaplar, oyunlar ve etkileşimli öğrenme materyalleri gibi daha az eğitim kaynağı anlamına gelir.

Daha yüksek eğitim seviyelerine erişmenin önündeki engeller, sürdürülebilirlik ve gıda israfı ile iklim değişikliği kavramları etrafında dönen dünya hakkında bilgi eksikliğine dönüşebilir. Gündelik hayatın “pratikliğinden” çok uzak, ilgisiz konular olarak algılanırlar.